Bodrum Belediyesi Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi

XVI. ve XVIII. YÜZYILLARDAKİ OSMANLI GEMİLERİ

KonferansMerkezimizde düzenlenen Akdeniz Denizcilik Tarihi Konferansları Serisinin ikincisini İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden Dr.Öğr. Mustafa Gürbüz Beydiz “ XVI. ve XVIII. Yüzyıllardaki Osmanlı Gemileri ” adını verdiği konferansını Mavi Galeride gerçekleştirdi.

Konferans;  Turgutreis Belediye Meclis Üyesi Tarık Eray Çakır, Yazı İşleri Müdüresi Pembegül Yıldız, Araştırmacı Yazar Erdoğan Kayalar, Belediye çalışanları ve Denizcilik tarihi meraklılarının katılımlarıyla gerçekleşti.

Dr.Öğr.Mustafa Gürbüz Beydiz öncelikle Denizcilik tarihinde, denizcilik kültürünün nasıl geliştiğini, gemicilik tarihini  Osmanlıya kadar hangi basamaklardan geçtiğini örneklerle açıkladı.

İlk denizcilik kavramı nasıl gelişti, su gücünü ilk insan nasıl kullanmaya başladı, ne şekilde ilerlediğini cevaplayarak konuşmasına başlayan Beydiz “Özellikle Mezopotamya arasında kalan Fırat ve Dicle nehirleri ilk denizcilik adına insanların kullandıkları su kaynaklarıdır. Bu bölgedeki ilk Asur kabartması en ince o dönemin denizciliğini en ince detayına kadar anlatmaktadır. Deriden yapılan sallarla taş taşıyorlar ve zigguratları yapıyorlardı. Daha sonra Mısır Havzası ikinci önemli noktadır. Nil vadisinin olduğu bölgede Mısırlıların kullandığı gemiler genellikle kürekli gemilerdi özellikle iç sularda kullanıyorlardı. Akdeniz de ve kıyılarda farklı gemi tiplerini kullanıyorlardı. Mısır firavunlarında çıkan gemilerden resimlerinden Mısırlıların nasıl gemilere sahip olduğu, yelken donanımları hakkında bilgi sahibi konusunda bilgi sahibi oluyoruz. Karayelken donanımını ilk Mısırda görüyoruz. Akdeniz’den Kızıl deniz, Suriye, Filistin kıyılarında Latin gemileriyle daha çok karşılaşıyoruz .Bu dönemde insanlar pusula olmadığı için Doğal çevre kullanımına bağlı navigasyon, denilen hayvanlar, güneş, yıldızlar, kuşlar, balinalar,doğuş batış yönü, kuzey yıldızı, göçmen kuşlar, göçmen balinalar yoluyla yönlerini buluyorlardı. Astronomi bilgileri çok iyiydi. Eski tunç çağı denilen bu dönemde  ulu burun batığı güzergahı, Mısır veMiken adaları  kıyı şeridi, ege adalarını dolaştıktan sonra  bir ring seferi yaparak tekrar Mısır’a ulaşan bir rota izleyerek ilerlemişlerdir. Bu dönemde taşınan malzemeleri Bodrum Su Altı Arkeolojisi Müzesini gezdiğimiz zaman görmekteyiz. Ulu Burun batığı daha sonra rekontsitrikasyon yöntemiyle dizayn edilmiştir. O dönemde kullanılan gemiler ulu burun gemileriyle aynı özelliklere sahiptirler.

Akdeniz bölgesinde daha çok üçgen yelken, latin yelken gemi dediğimiz modeller daha çok kullanılmıştır. Norveç,İsveç  ülkelerinde de kara yelken modelleri , Ege adalarında daha çok Yunanistan’da Triremler çok önemli yer tutmaktadır.Bunların en büyük özelliği çok fazla sayıda küreklerinin olması Yunanistan’ın daha geç dönemde kullandığı model olarak karşımıza çıkar.” dedi.

 

İkinci başlığını Türkler denizci bir millet miydi? Denizcilikte ne kadar iştikal ettiler konularıyla sürdü. Konusunu “ Orta Asya bölgesi Türklerin Anadolu’ya geçmeden önce kullandıkları bir bölge. Bu bölgede belli başlı akarsular nehirler ve göller var.Sibiryada tespit edilen kaya resimlerinden günümüzden yaklaşık 15 bin yıl önce Türkler tarafından çizildiği düşünülen gemi tasvirlerine rastlanmaktadır. Suyun kullanma gücünü Türkler başarabilmişler. Gemi başlarında geyik figürleri kullanılmıştır. Geyik Türkler için çok kutsal bir hayvandır.Moğolistanda halk hala günlük hayatta geyikleri insanlara faydalı işlerde kullanmaktadır. Türkler için önemli sayılan geyik kutsal sayılmış ve gemi başlarında kullanılmıştır.” Sözleriyle açıkladı.

Orhun yazıtlarında suyla ilgili belli başlı meslek gruplarıbahsedilmiştir. Bunlar kudugcu (kazma işini ustaca gerçekleştiren kişi) Ögan Kasgüçi (suyun kanallar yolu ile tarlalara bahçelere akmasını sağlar) Suvçi(gemilerin rotasını belirlemeye yardımcı olan kişi)dir..

Osmanlı gemileri İdrisBostan’ın görüşüne göre:

1-İmparatorluğun kuruluşundan  XVII yy.ın ikinci yarısına kadar kürekli gemiler(çektiri veya kadırga)

2– XIX  yy ın ortalarına kadar devam eden yelkenliler dönemi(kalyon)

3– İmpatorluğun yıkılışına kadar buharlı gemiler  olmak üzere 3 başlıkta toplamıştır.

Gemi tiplerine bakıldığındada  kürekli gemiler ve yelkenli gemiler olarak iki gruba ayrılır.Kürekli gemiler kendi içinde büyük donanma ve ince donanma, yelkenli gemilerde kalyon, barça göke ve ağrıbar olarak dört guruba ayrılmaktadır.

Son olarak Osmanlı gemileri tanımadığımızı şimdiye kadar yapılan arşiv taramalarında Osmanlı gemi planı çıkmadığını ve bu gemileri gravürlerde, minyatürlerde, duvar resimleri, seramikler, hat sanatı ve Kat- Sanatı gibi çeşitli sanat dallarında yapılan eserlerdeki tasvirlerle çözümlediklerini yine görsel öğelerle anlattı.

Sunumunun ardından katılımcıların sorularını cevaplayan Beydiz Osmanlı Gemileri hakkında merak edilen tüm soruları cevaplandırdı.Yaklaşık 2 saat süren konferans Turgutreis Belediyesi Yazı İşleri Müdüresi Pembegül Yıldız’ın teşekkür plaketi vermesiyle son buldu.