Bodrum Belediyesi Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi

BODRUM VE YAKIN ÇEVRESİ – DEPREM VE TARİHİ

DepremTarihi27Mart2012                Turgutreis Belediyesi Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi Deprem Haftası nedeniyle düzenlediği “Bodrum ve Yakın çevresinin Deprem Tarihi” konulu konferans İnşaat Yüksek Mühendisi Tarık Eray Çakır tarafından 27 Mart 2012 tarihinde Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi  Mavi Galeri’de  gerçekleşti.

Yoğun bir katılımın olduğu konferansa Turgutreis Belediye Başkan Vekili Funda Akçalı, Meclis üyeleri Avni Caner, Yaşar Kaya, Mehmet Tutkan, birim amirleri, araştırmacı yazar Erdoğan Kayalar, Turgutreis’in ozanı Erol Özkaplan ve bir çok konuk katıldı.

9 Temmuz 1956 Güney Ege depreşim dalgasının Bodrum Yarımadasındaki etkileri üzerine araştırma çalışmalarına katılan Yüksek İnşaat Mühendisi Tarık Eray Çakır konferansında ilk olarak doğayı anlama çabası içerisinde olan insanoğlunun Mitos’tan günümüze kadar  depremin mitolojik ,tarihsel ,bilimsel bakış ve temel kavramları üzerinde durdu.

Tarık Eray Çakır konuşmasına şöyle devam etti; ” Çok eski çağlarda depremler mitolojik ve dinsel öğelerle açıklanmaya çalışılmıştır. Mitolojik olarak; depremi dünyanın üzerinde durduğu kabul edilen hayvanın hareketi sonucuna bağlanmaktadır. Deprem ile ilgili insanüstü güçlere bağlı olarak mitolojik açıklamalarda bulunmaktadır. Örneğin Japon Mitolojisinde depreme ismi NAMAZU olan dev bir kedi balığı sebebiyet verir. Namazu’nun Japonya’nın altındaki bir çamur tabakasında yaşadığına ve KASHİMA isimli bir tanrı tarafından gözetim ve kontrol altında tutulduğuna, Kashima’nın kontrolü kaybettiği durumlarda serbest kalan Namazunun da şiddetli depremlere sebebiyet verdiğine inanılırdı. Yunan mitolojisinde de birçok düşünce vardır bu konuda. Deprem hakkında ilk rasyonel ve neredeyse bilimsel sayılabilecek yaklaşımı ilk olarak Aristo söylemiştir ve şöyle der “Depremler, yeraltındaki büyük boşluklarda oluşan hava hareketleri sonucunda meydana gelmektedir.”  Ayrıca Aristo “denize yakın yerlerin depreme daha elverişli olduğu görüşünü  de savunarak , en şiddetli depremlerin deniz akıntısının güçlü, toprağın geçirgen ve derin olduğu bölgelerde olduğudur “düşüncesini savunur. Depremlerle ilgili Temel kavramlarda şiddet ve büyüklük birbirine karıştırılmamalıdır. Büyüklük; Depremin meydana getirdiği enerjinin büyüklüğüdür. Şiddet ise;Depremin çeşitli büyüklükteki zeminde yarattığı tahribattır. Bu ayrımı bilmek deprem konusunda daha açıklayıcı bilgilere sahip olmamızı sağlar.Mercalli şiddet skalasıdabüyük ve şiddetli depremlerde ne tür tahribat meydana getireceğini gösterir. Bilgi ve teknoloji çağında deprembilimi tek disiplinli çalışmalarla birlikte çok disiplinli çalışmalara yönelmiştir. Meteoroloji, Jeoloji, Jeofizik, İnşaat mühendisliği ,tarih ve arkeoloji Arkeosismoloji,TarihselSismoloji,Paleosismoloji,Paleoutsunami ve jeomitol olarak çeşitlenir.” Dedi.

                Tsunaminin (Depreşim Dalgası),kelime anlamını, oluşumu, oluşturacağı tahribatlara da değinenÇakır bu konuda “Santorini Adası’nda bulunan Thera volkanın patlamasıyla gerçekleşen tsunami; Girit, Mısır, Kıbrıs, ve Türkiye’de yıkıcı sonuçlar doğurdu. Ege kıyılarında kurulu olan Minoan uygarlığı, bu felaket sonrasında ortadan kayboldu. Tsunami dalgaları İsrail’e kadar ulaştı. Ölü sayısı bilinmiyor ancak Ege denizindeki patlamanın Dünya’nın en büyük volkan felaketi olan Endonezya’daki Krakatoa volkanın felaketinden daha fazla olduğu belirtildi.” dedi

Tarihsel Deprem Veri katologlarına göre; Bodrum Yarımadası ve Yakın Çevresini  ( M.Ö. 1600  –  M.S. 1900 ) etkilemiş Deprem üretme potansiyeline sahip olan bölgelerden de bahseden Çakır, bu veriler ışığında geçmişte olan depremlerin şiddetini,  güvenilir veri kaynaklarının derecesini, enlem ve boylamları hakkında bilgiler verdi. Deprem katologlarında en önemlileri “TheSeismicity of Turkeyandadjacentareas” ve”Catalogue of Earthquakeandtsunamis in themediterraneanareafromthe 11th tothe 15th century” dur.

Tarihte yaşanan bazı depremler sanata da yansımıştır.1480 Rodos kuşatması ve 1481 Rodos depremlerini anlattığı tarihsel eserleri birinci elden kaynak özelliği taşıyor. Caoursin’in  minyatürlerle süslenmiş  Latince el yazması eseri  Fransa Ulusal Arşivindedir.

Bodrum Yarımadasının aletsel dönemde( 1900 – 2012 ) meydana gelmiş  hasar ve can kaybına sebep olmuş 26 Haziran 1926 Rodos Depremi, 23 Nisan 1933 İstanköy Depremi , 9 Temmuz 1956 Güney Ege Depremi – Tsunamisi ve 24-25 Nisan 1957 Fethiye depremlerinin o döneme ait T.C. Başbakanlık Cumhuriyet arşivi belgelerinden ve yine o döneme ait Muğla – Ankara ajanslarının hazırladığı gazetelerde çıkan haber örneklerini görsel sunumuyla gösterdi.

Deprem araştırma çalışmalarında o dönemi bire bir yaşamış, yöre halkıyla da görüşmeler yaparak, buldukları zengin fotoğraf, belge arşivleriyle de  sözlü tarih çalışmalarında da  büyük yol kat ettiklerini ve gelecek kuşaklara daha fazla bilgiler kalacağını da dile getirdi.

Verdiği bilgilerle yaşadığımız yörenin deprem tarihi konusunda katılımcılara   bir çok bilgi aktardığını söyleyen Belediye Başkan Vekili Funda Akçalı Tarık Eray Çakır’ a teşekkür şiltini vermesiyle konferans sona erdi.